Sabah ışığının suyun üstünde her saniye değişen titreşimini yakalamak için bir ressamın sandala binmesi—bugün bize romantik bir anekdot gibi görünüyor. Oysa bu sahne, resmin yalnızca sonucunu değil, yapılışının kendisini de görünür kılan bir eşik anıdır. Tüp boyanın taşınabilirliği, tuvalin atölyeden dışarı çıkabilmesi, ressamın gözünün ve bedeninin rüzgârla, nemle, zamanın akışıyla temas kurması… Tüm bunlar, “nasıl”ın […]